Gönderen Konu: SARIOT GÖLÜ BARAJI PROJESİ ÜSTÜNE  (Okunma sayısı 1460 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SorkunDer Başkanı

  • Administrator
  • *
  • İleti: 588
  • Karma 2
  • Cinsiyet: Bay
    • SORKUNDER
SARIOT GÖLÜ BARAJI PROJESİ ÜSTÜNE
« : Ocak 02, 2020, 10:20:14 »
Sarot Gölü Barajı Projesi Üstüne
Benim görüşüme göre, Sarıot Gölü Barajı gerçekleşirse, sonuç kesinlikle Bir doğa cinayeti olur.  Milyonlarca yılda oluşmuş bu muhteşem yayla alanı, nice hayvanları beslemiştir.  İlkbahar ve Yaz aylarında, vadilerden akan soğuk pınarların can verdiği yeşil tepeler, belenler (=minicik tepe), koyaklar(=küçük vadicik), yazılar(=pınar suları ile beslenen dağ çimeni düzlük), elini daldırınca on saniye tutamayacağın kadar soğuk pınarların çoğu, bir çamur gölünü suları altında temelli yitip gidecek– tıpkı Çat köyünün Söğüt ovasında olduğu gibi. Öğrek dediğimiz at ve katır sürüleri, halkımıza süt, et, deri, kıl, ve yün veren nice sığır, davar, ve hatta Yörük akrabalarımızın develerini beslemiş yerler oraları.   

Bir doğa harikası olan bu bölge, sır düdenleri için bile korumaya değer.  Çat, Dere, Sorkun, Karacahisar, Pabuççu ve hatta Akçapınar köylerine seyir(= eğlenceli dinlenme toplantısı) imkanı vermiş pınar başları kaybolup gidecek.  Düdenlerin beslediği Uluçay’ın gözünün de kuruyup kaybolacağından şüphe yoktur.

Ruhları bu yaylalarda gezen atalarımızın torunları, gençler, sizleri doğayı koruma hakkında var olan bilgi, bilim ve tekniğe dayalı, yasal direnişlere girişmeye çağırıyorum.

Dokuz yaşımda iken, Dere Yaylasının önündeki suyu erken çekilen, “Temelin üstü” denen bölgede, bir yaz boyu “Fink Bekçisi” olarak çalıştım.  Dere Yaylasını, sanki omuzunda taşır gibi yükselen Sığır İnİ diye bildiğimiz mağaranın içindeki düdene suların akıp yerin derinliklerine düşerken çıkan sesler, o büyük mağaranın tavanlarında dönüp dolaşıp bir kere daha kulaklarımıza geldiği zaman, ne kadar kutsal bir yerde olduğumu yaşadım.  Düdenleri kapatmak isteyenler, unutmasınlar ki,  gölün suları eninde sonunda yeni düdenler üretebilecektir.
     (Bakınız: “Yitik Kültüre Ağıt, Çat’tan Çağlayan’a” kitabımda, Sayfa 166, “Fink Bekçileri” hikayesi)

Selam, Sevgi ve Saygılarımla,
Hasan Ali Çelik