Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Haberler / HIRS EN BÜYÜK İÇ KURDUDUR
« Son İleti Gönderen: SorkunDer Başkanı Mayıs 28, 2020, 12:26:49 »
"Hırs, insanları yer bitirir de farkına varamaz."
Yurttaş Hüseyin
Lev Tolstoy’ un " İnsan Ne İle Yaşar " adlı kitabında, çiftçi Pahom’ un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır. Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar katettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Yoksa bütün hakkını kaybedersin.” Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir araziyi es geçemez. Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Koşar, koşar, ama kesilir takâti. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz… Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Reis Pahom’un mezarının başında durur şöyle der:
“Bir insana işte bu kadar toprak yeter." Mütemadiyen biriktirmek istiyoruz. Yiyemeyeceğimiz kadar erzak, giyemeyeceğimiz kadar kıyafet, kullanamayacağımız kadar eşya, oturamayacağımız kadar ev…
Gözlerimiz midelerimizden, arzularımız ihtiyaçlarımızdan daha büyük…
Tüketmeye de çok meraklıdır insan. Biriktirdiği paranın, eşyanın, malın mülkün yanında zaman tüketir, söz tüketir… Benlik biriktirirken, benliğini tüketir…
Sofraya koyabildiğimiz bir bardak çaya, zeytine, ekmeğe ulaşabilmenin bir zenginlik olduğunu ne zaman fark edeceğiz?
Gören bir gözü, tutan bir eli, yürüyen bir ayağı satın alamayacak ve kaybedince tekrar sahip olamayacak kadar fakiriz hepimiz.....
Alıntı: " İnsan Ne İle Yaşar " Lev Tolstoy
2
Haberler / HAY DİLİNİZİ EŞEK ARISI SOKSUN
« Son İleti Gönderen: SorkunDer Başkanı Mayıs 26, 2020, 12:10:19 »
HAY DİLİNİZİ EŞEK  ARISI SOKSUN

Büyüklerimiz   düzgün konuşamayanlar için kullanırdı bu deyimi . Bazen de yeni konuşmaya başlayan   düzgün konuşamayan çocukların   konuşmalarındaki sevimlilikleri üzerine söylerlerdi.
 Ama ben  bunların hiç biri için söylemiyorum.Güzel Türkçemizin   kasıtlı veya moda haline getirilerek  bozuk konuşulması üzerine  söylüyorum.Türkçesi  varken sanki    benim gibi Türkçe sevdalılarını delirtmek istercesine  yabancı  terimleri  kullananlar için söylüyorum.
Ne üzücüdür ki   bu salgın    hızla yayılmakta  dizi filmlerde oynayan  sözde  oyunculardan tutunda   televizyon sunucularına ,  sanatçı  olarak bilinen kişilere kadar  herkesimden bu modaya uyanlar  hızla çoğalmakta . Maalesef buna bir dur diyen de yok .İçim acıyarak seyretmekteyim. Bazen bu durum karşısında sinirlenmemek için  kanal değiştiriyorum.
 Beni çok rahatsız eden  bu  yanlışlıklardan birisi  gençler arasında bilhassa  genç kızlar arasında yaygınlaşan genizden Amerikan aksanıyla   konuşlan dil. Ne söylediğini anlamak için tekrar sormanız gerekiyor  çünkü harflerin bir çoğu konuşan şahıs  tarafından   ağızda kaybolup gidiyor. İşin garibi  bunların arasında öğretmenler bile var .
Bir diğeri de yukarıda belirttiğim gibi Türkçesi varken   sanki daha kültürlü daha bilgili  olduğunu göstermek çabasıyla  yabancı  terim ve kelimeleri  kullananlar . Oysa halkın gönlüne girmek için halktan olanı  halkın anladığını  kullanmanın gerekliliğinin farkında olunması  lazım.  Sözde sanatçı   hanımefendi  veya beyefendi    bir olay anlatıyor ya da   kendinden bahsediyor  ;  Arka plan   diyeceğine bekraund diyor. Hele şu  salgın hastalık çıkalı , halkın önünde halka önder olacak olan insanlara ne demeli  , yok  pandemi   yok  entube  al eline bir sözlük kardeşim anlamıyorsan bana ne der gibi . siz bunları  hastahanelerde  veya bilimsel toplantılarda kullanın   halkın karşısında değil.  Ne  diyeyim hay    dilinizi eşek arısı soksun .
Yazar: Celâl ÜNAL, Emekli Öğretmen
16.05.2020
3
Haberler / Bu Sevda Başka Sevdaya Benzemez
« Son İleti Gönderen: SorkunDer Başkanı Mayıs 23, 2020, 11:07:49 »
Bu Sevda Başka Sevdaya Benzemez
Mecnun , Leyla için çöllere düşmüş,Kerem nâra yanmış Aslı uğruna, Ferhat günlerce külünkle dağı taşı yere indirmiş Şirin için….. Ama hiç birisi bu sevdaya benzemez; Sevdanın adı vatan , sevdanın adı Bozkır .Ta uzaklarda da olsa insan adını duyunca bir sıcaklık kaynıyor sol yanında ılgıt, ılgıt ve farkına varmadan habersizce gözlerini terk ediyor iki damla.Bir resmiyle karşılaşsa gurbette ,televizyonların birinde bir haber duysa heyecanlanıyorsun .Gözlerin parlıyor yıllardır görmediğin bir dostuna kavuşmuşçasına. Her şeyde olduğu gibi bu sevdaya düşmeyen bu sevdayı anlamaz,yaşamak gerek anlamak için.yanmak gerek ,burnunun direği sızlamalı ki anlayasın..Evet Bozkırda yaşayan Bozkırlı yalnızlığın,yabanlığın ne olduğunu hiç tatmadı ki,kahvelerde tanıdık bir yüz aramadı ki ,konuşacak dertleşecek.bir sıkıntısını bölüşecek.Aşağı kahvede sıkıldıysa yukarı kahveye gitti .Akşama kadar pişpirik oynadı, okey oynadı,muhabbetin adı bile oyun oldu.Akşamın nasıl olduğunu bile anlamadı.Ne bilsin Bozkırın ne anlama geldiğini göz gözü görmeyen duman içindeki kahvede.Bir derdi olduğunda, çocuğu hastalandığında komşuyu çağırdı hemen yanı başında. Çaresizliğin yalnızlığın acısını hiç tatmadı ki.Bozkırda olmanın tadını hazzını anlayabilsin.Taşının toprağının bir hazine değerinde olduğunun bilincine varıp O’nun üzerine titresin.Ne zaman gurbete düşse ta uzak diyarlar gitse işte o zaman sevdasıyla yüreği yanmaya başlıyor o zaman anlıyor Bozkırın ne demek olduğunu.O yağmur yağdığında kokan toprak kokusunu ciğerlerine çekmenin insana verdiği mutluluğu.Köprü başında durup saatlerce Çarşambanın kışın hırçın dalgalarını seyretmenin , yazın dingin mırıltılarını dinleyerek.dalıp gitmenin verdiği dinginliği.Ama heyhat! hicran oku yüreğe çoktan saplanmıştır artık,ekmek başka yerde, Bozkır başka yerdedir.Sevda ateşiyle yanar durur yürek.Bu sevdanın başka bir sevdaya benzemediği işte o zaman anlaşılır. Diyorum ki bu sevda yüreğimiz de bitmesin, diyorum ki uzaklara gitmeden bu sevda yüreğimizde yer etsin ki ,Bozkırlı Bozkır’ına hasret gitmesin.Ve soralım kendimize Bozkır için ne yaptık ne yapabiliriz. Selam olsun Bozkır sevdalısı yüreklere .Selâm olsun Bozkırlı olmanın anlamını bilenlere.
Yazar: Celal Ünal, Emekli Öğretmen
4
Haberler / KADİR GECENİZ KUTLU OLSUN
« Son İleti Gönderen: SorkunDer Başkanı Mayıs 19, 2020, 09:42:02 »
Müminlerin yol göstericisi Kur'an, Kadir Gecesinde inmeye başlamış ve ilk ayeti "oku" dur. Müslümanların kurtuluşa ermesi dileğiyle Kadir Geceniz kutlu olsun.
Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı
5
Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün,  yeniden dirilmek üzere kurtuluş meşalesini yakıp yollara düştüğü gün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!
Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! (1927)

http://www.kultur.gov.tr/TR-96304/ataturk39un-genclige-hitabesi.html
6
Haberler / KÖYÜMÜZ SORKUN
« Son İleti Gönderen: SorkunDer Başkanı Mayıs 15, 2020, 11:47:21 »
Köyümüz  Sorkun
“Ben köyümü özledim”

Geçmişe özlem duyanlar hep “bir zamanlar “ diye. başlarlar söze .
Ben böyle başlamayacağım .Ve   kestirmeden  gireceğim konuya .Ben köyümü özledim.
Komşulukların akrabalıkların daha sıcak olduğu,pınardan  çıkan sularının köyün  çıkışına kadar tertemiz kaldığı  ve içildiği .Hatta balık yetiştiği.Acıyı sevinci içten ve samimi paylaşıldığı  köyümü özledim ben .
Başlığı görünce garipsediniz değil mi  Sorkun 1995 de kasaba oldu  nereden çıktı bu köy diye.
Başlık belki size garip geldi   ama yazımı okuyunca  ne demek istediğimi anlamakta güçlük çekmeyeceksiniz Köyümüzün   kasaba olacağını duyduğumuz zaman  çok heyecanlanmıştık.Çünkü   köyün  az çok mürekkep yalamış gençleri olarak   kasabanın ne demek olduğunu biliyorduk.Her ne kadar  kasaba yıllardır kullanmışlıktan mı yoksa alışılmışlıktan mı  köy kadar sıcak gelmese de bir başka  coşku bir başka ruh hali  içimizi sarmıştı. Ancak daha başkanlık seçimleri başlar başlamaz  kasaba olmanın bizim köyümüze göre bir iş olmadığını , hizmet için kasaba olmaya  gerek olmadığını anlamıştık ama iş  işten geçmişti.Ve keşkelerin   bini bin para oldu  dillerimizde.Politikanın insanlar arasına nifak ve fitne   sokma  yönü bizim   güzel köyümüzde de görevini   çok güzel ifa etti.Ve insanlar bir birine düşman oldular.Komşuluk akrabalık ilişkilerinin   yerini  çıkar ilişkileri  aldı. Çok yakın akrabalar bile  farklı  kişileri desteklediği için   yolda birbirini görünce yollarını değiştirdiler.
 Oysa  kasaba demek  büyümek gelişmek   ,hizmet demek  değimliydi. Birlikte el ele  ileriye yürümek   çocuklarımıza daha aydınlık bir gelecek bırakmak değimliydi.Biz böyle biliyorduk , bildiğimizin doğru olduğuna inanıyorduk.
  Gerçi  yeterli olmasa da , bir takım gelişmeler, bir takım hizmetler olmadı değil.İlköğretim okulu  yapıldı ,evlere su geldi,  kanalizasyon çalışmaları başladı ve köyümüzün mezarlıkları düzenlendi pardon bakın yine köyümüz dedim .Başta da belirttiğim gibi  daha sıcak geliyor daha içten geliyor sanırım  bu yüzden kasaba demek içimden gelmiyor.
Yapılan çalışmaları  hizmetleri görmezden gelmek inkar etmek   akıl sahibi bir insana yakışmaz.Ama şurası bir gerçek ki   ayrılıklar ,kamplaşmalar  sizin mahallenin muhtarı bizim mahallenin  muhtarından öte  gitmiştir.
 Kısacası tahribat  büyük olmuştur.Birlik ve beraberliğe  ekmek gibi su gibi  muhtaçken. Bir  birimize düştük.
        Kısa zamanda bu ayrılık ve nifak tohumlarının temizlenmesi  lazım aksi taktirde  yüz yıl değil yüz asır geçse bile bu kaplumbağa hızında ilerlemeden bir adım ileriye gidemeyiz.Gelecekte çocuklarımız bizi rahmetle değil lanetle anarlar.Peygamberimiz(sav) “Birlikte rahmet,ayrılıkta azap vardır.”buyurmuştur.Rahmete  kavuşmak varken , bu  azaba koşmak neden ? Umarım kısa zamanda kasaba olmanın , köyün adını kasaba  yapmakla olmadığını anlar  birbirimize kenetlenir , kasaba olmanın  haklı gururunu yaşarız .Ve içimizdeki çalışkan başarılı insanlarımız sayesinde  kasabamız,  ülkemizde hatta  Avrupa ülkelerinde    tanınan bir kasaba olur.Bu arada derneğimizin kurulmuş olması   birlik ve beraberlik yönünde atılmış önemli bir adımdır.   Derneğin kuruluşunda emeği geçenlere   başta dernek başkanımız  Hüseyin Çetin’e  teşekkürü bir borç bilirim.Derneğimizin   yaşatılması ve uzun soluklu olması için yardımlarımızı esirgemeyelim.Kim kasabamız için  Allah rızasını gözeterek bir çivi çaktıysa Allah(c.c) ondan razı olsun.
 En içten saygı ve selamlarımla.

Celâl ÜNAL
  Öğretmen
7
Haberler / VİRÜS SOKAĞI !
« Son İleti Gönderen: SorkunDer Başkanı Mayıs 10, 2020, 18:40:36 »
İki aydır #EvdeKal dediler kaldım. Bugün 10.05.2020 Pazar günü dört saat sokağa çıkma hakkımı 13.15-14.50 arası kullandım. Ben olmasam da biraz güneş biraz yağmur doğayı yeşerttiğini farkettim. Şehir bombalanmadan terkedilmiş gibiydi. Birkaç yaşlı dolaşıyordu. Sokak hayvanları insanları arıyordu sanki! Üzüldüm. Bu sessizlikte  caddelerde parklarda tadilat ve yenileme çalışmaları yapılmış. Caddelerde serseri mayın gibi dolaşırken bu tarihi belgelemek adına birkaç resim çektim.
Eş dost akrabalarla sağlıklı günlerde görüşmek üzere herkese sevgi selamlarımı iletirim.
Sağlıcakla kalın. Yurttaş Hüseyin
Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı
8
Haberler / ANNELER GÜNÜ
« Son İleti Gönderen: SorkunDer Başkanı Mayıs 09, 2020, 15:24:42 »
ANNELER GÜNÜ

Varlık nedenimiz olan ve ömrünü çocuklarına vakıf eden kişiye/kadına "ana" denir.

Benim anam da sekiz çocuk meydana getirmiş…

Getirmekle kalmamış, çocuklarının ekmeğini aşını gece vakti yapmış.

Tanyeri ağarmadan dağın yolunu tutmuş ekin ekip biçmiş, düven sürüp savurmuş.

Değirmene götürüp un yaptırmış.

Hamuru yoğurup yufka açıp çocuklarının karnını doyurmuş.

Şayaktan elbise dikip çocuklarına giydirmiş.

Sındıyı eline alıp saçımızı tıraş etmiş.

Kazana suyu koyup leğende çocuklarını yıkamış.

Gelene gidene kapısını açıp yiyeceğini içeceğini paylaşmış.

Sevecendi, kin tutmazdı…

Gülen yüzüyle gönüllere girmiş herkesin "Havva Teyze"si olmuştu.

Analar, dünyanın en kutsal sanatçılarıdır.

Çünkü en zor sanat, çocuk yetiştirme sanatıdır.

Başka kadınlara bakarken de annenizi hatırlayın!...

Annenizi, mağazalardan alıp geldiğiniz pahalı hediyelerle değil; kırlardan toplayıp geldiğiniz bir demet çiçek ve sevgi dolu bir öpücükle daha mutlu edebilirsiniz.

Annelerimizi bir gün değil, her gün hatırlamalıyız.

Başta anam olmak üzere vefat dden tüm analarımızın ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Yurdum  insanları, analarınızın hayır dualarını almanız dileklerimle; annelerinizle birlikte sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir ömür dilerim.

Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı 
9
Haberler / HIDIRELLEZ
« Son İleti Gönderen: SorkunDer Başkanı Mayıs 05, 2020, 11:50:02 »
HIDIRELLEZ

Yurttaş Hüseyin
Hıdırellezi kutlamak üzere eşim Sema, yeğenlerim İlkay ve Seval ve de nakliye aracımız olan yeğenimin cefakar eşeğiyle rakımı devamlı olarak yükselterek kırkbeş dakikalık yolculuktan sonra eski ormanımıza geldik.

Tarlamızın orta yerindeki harman yerine sergilerimizi serdik.

Tercihim otların üzerine uzanmaktan yana kullandım.

Oh ne rahattı!..

Yeğenler, ormandan çalı çırpı toplayıp geldiler.

Ateşi yaktılar…

Çay suyunu koydular…

Köze de patates soğan attılar…

Ormanın temiz havasını derin derin içime çektim. Gözlerim kapadım zaman tünelinde şöyle bir gezindim...

Kara sabanla, kazmayla çapayla çok ekin ektik, orakla biçtik…

Eşekle taşıdık, düvenle sürdük…

Dağın taşın otunu toplayıp saman yaptık.

Zaman tünelinde gezinti bitecek gibi değildi!

Bu arada  Eşim Sema, yeğenlerim İlkay ve Seval kahvaltıyı hazırlamışlar; haydi kahvaltı hazır diye seslendiler.

Patates, soğan pişmiş…

Biberler közlenmiş…

Kazılan yeşillikler nane, yeşil soğan; küflü keş, tahin, zeytin, zeytinyağı ve de yufka ekmek hepsi serginin ortasındaki bohçanın üzerine dizilmişti.

Çalı çırpı ateşinde yapılan tavşan kanı çaylar doldurulmuş.

Eşim Sema ve yeğenlerim hepimiz sofranın etrafını çevrelemiştik.

Yufkaları serdik, hazırlanan nevalelerden dürüm yaptık.

Dürümleri iki elimizle ısırmaya çaylarımızı da yudumlamaya başladık.

Bu işlemi birkaç kez tekrarlayarak karnımızı iyice doyurduk.

Böylece hep birlikte çok mutlu olduk.

Bu eşsiz zevki yaşatan yeğenlerime  çok çok teşekkür ederim.

Ellerine sağlık…

Vakit epey geçmiş, gün dikilmişti…

Öğlene az kalmıştı.

Yeğenim İlkay ormana gelmişken eşeğe biraz odun sarıp gidelim dedi.

Odunu eşeğe yükleyip köyün yoluna koyulduk.

Yolun yarısındaki çeşmeye varınca, eşeğimiz hatıldan bol bol su içti.

Bizler de çeşmeden kana kana su içtik.

Eşek önümüzde, köye doğru yola devam ettik.

Bu hıdırellez gününde," Hızır Dede"ye rastlamadık.

Rastlasaydık çok fazla bir şey istemiyecektik; sağlık, mutluluk ve huzurdan başka!

Köyümün, dağının ormanın temiz havası, bol güneşi çok güzeldi.

Dünyayı saran kırandan tüm insanlığın şifa bulması ümidiyle; doğanın canlandığı yazın başladığı "Hıdırellez Günü" yurdum insanlarına kutlu olsun!

Hikaye Yazarı: Hüseyin Çetin
10
Haberler / DERNEK ÜYEMİZ MUSA ŞAHİNLER VEFAT ETTİ
« Son İleti Gönderen: SorkunDer Başkanı Nisan 26, 2020, 12:51:40 »
Bursa'da ikamet eden Köylümüz Dernek Üyemiz Emekli Trafik Komiseri Musa Şahinler vefat etmiştir.
Cenazesi 27.04.2020 Pazartesi günü Bursa'da defnedilecektir.
Merhuma Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dilleriz.
Tlf: 05325422402
Hüseyin Çetin SorkunDer Başkanı
Sayfa: [1] 2 3 ... 10